SAP Commerce'e Gerçekten İhtiyacınız Var mı? On-Premise ve Cloud Seçimini Doğru Anlamak
SAP Commerce hangi şirketler için doğru tercih? On-Premise ve Cloud sürümleri arasındaki temel farkları, gerçek iş senaryoları üzerinden değerlendirerek işletmeniz için en uygun yaklaşımı keşfedin.
SAP Commerce'e Gerçekten İhtiyacınız Var mı?
Bunu Projeye Başladığınız Gün Değil, İşler Büyüdüğünde Anlıyorsunuz
Bir e-ticaret projesinin ilk toplantıları birbirine oldukça benzer. Ürünler internette satılacak, siparişler alınacak, ödeme altyapısı entegre edilecek ve müşteriler kolayca alışveriş yapabilecek. Masadaki herkes aynı hedefe odaklanmıştır: Mümkün olduğunca kısa sürede yayına çıkmak.
Bu aşamada kimse geleceği düşünmez. Çünkü buna gerek yokmuş gibi görünür.
Ürün sayısı birkaç yüzdür. Tek bir ülkede satış yapılacaktır. Fiyat listesi tektir. Siparişler de yönetilebilir seviyededir. Hatta piyasadaki birçok e-ticaret altyapısı bu ihtiyaçları rahatlıkla karşılayabilir. Dolayısıyla "Kurumsal bir ticaret platformuna gerçekten ihtiyacımız var mı?" sorusu genellikle hiç sorulmaz.
Aradan birkaç ay geçer.
Şirket yeni pazarlara açılmaya başlar. Bayiler, distribütörler ve son kullanıcılar aynı platformu kullanmak ister. Pazarlama ekibi her ülke için farklı kampanyalar planlar. ERP sistemindeki stok bilgisinin internet sitesinde anlık görünmesi beklenir. Müşteri hizmetleri, siparişlerin tek ekrandan takip edilmesini ister. Bir ürünün farklı müşteri gruplarına farklı fiyatlarla sunulması artık bir tercih değil, zorunluluk hâline gelir.
İşte o noktada ekip, aslında yönetmeye çalıştığı şeyin bir e-ticaret sitesi olmadığını fark eder.
Yönetilmesi gereken şey artık ticaretin kendisidir.
SAP Commerce'in güçlü olduğu nokta da tam olarak burasıdır. Platform yalnızca ürünlerin sergilendiği bir vitrin sunmaz; ürün kataloglarını, fiyatlandırmaları, müşteri segmentlerini, sipariş süreçlerini ve ERP entegrasyonlarını tek bir yapının içinde buluşturur. Web sitesi, mobil uygulama, çağrı merkezi veya farklı satış kanalları aynı ticaret altyapısını kullanabilir. Şirket büyüdükçe yeni ihtiyaçlar için farklı sistemler eklemek yerine, mevcut yapıyı genişletmek mümkün olur.
İlk bakışta bu kulağa yalnızca büyük şirketlerin problemi gibi gelebilir. Ancak dijitalleşme yolculuğunda birçok kurumun karşılaştığı en önemli sorun da tam olarak budur. Bugünkü ihtiyaçlarla alınan kararlar, birkaç yıl sonra büyümenin önündeki en büyük engellerden biri hâline gelebilir.
Tam bu noktada toplantılarda farklı bir soru sorulmaya başlanır.
"Bu platformu nerede çalıştıracağız?"
İlginç olan ise, bu sorunun yalnızca teknik ekipleri ilgilendiriyor gibi görünmesidir. Oysa zamanla bunun şirketin çalışma biçimini doğrudan etkileyen stratejik bir karar olduğu anlaşılır.
Bazı kurumlar için altyapının kontrolü vazgeçilmezdir. Sunucuların nerede çalıştığını bilmek isterler. Güvenlik politikalarını kendileri belirlemek, bakım süreçlerini kendi ekipleriyle yönetmek ve gerektiğinde sistem üzerinde istedikleri değişiklikleri yapabilmek onlar için önemlidir. Özellikle bankacılık, kamu, sağlık veya savunma gibi sektörlerde bu yaklaşım çoğu zaman bir tercih değil, zorunluluktur.
SAP Commerce'in On-Premise modeli tam da bu beklentilere cevap verir. Platform şirketin kendi veri merkezinde veya tamamen kendi yönettiği bulut altyapısında çalışır. Altyapı üzerinde yüksek seviyede kontrol sağlanabilir ve kurumun kendi standartlarına uygun özelleştirmeler yapılabilir. Bunun doğal sonucu ise operasyonel sorumluluğun da büyük ölçüde şirkette olmasıdır. Sunucu yönetimi, güvenlik güncellemeleri, performans takibi, kapasite planlaması ve yedekleme gibi süreçler kurumun BT ekipleri tarafından yürütülür.
Başka bir şirkette ise aynı proje tamamen farklı ilerleyebilir.
Bu ekip için önemli olan şey sunucular değil, müşteridir. Yeni bir ülkeye ne kadar hızlı açılabilecekleri, kampanyaların ne kadar kolay yönetilebildiği veya yoğun trafik dönemlerinde kullanıcı deneyiminin nasıl korunacağı daha öncelikli konular hâline gelir. Altyapının hangi fiziksel sunucuda çalıştığı ya da işletim sisteminin ne zaman güncellendiği günlük toplantılarda konuşulmaz.
SAP Commerce Cloud tam da bu çalışma modelini destekler. Platformun altyapısı ve birçok operasyonel süreci SAP tarafından yönetilir. Böylece ekipler sunucu yönetimine daha az zaman ayırırken, ürün geliştirme, entegrasyonlar ve müşteri deneyimi üzerine daha fazla odaklanabilir. Bunun karşılığında ise On-Premise modelindeki kadar özgür hareket edilemeyen alanlar bulunur. Bazı platform ayarları SAP standartları çerçevesinde yönetilir ve altyapıya doğrudan müdahale edilmez.
Aslında iki şirket de aynı ürünü kullanmaktadır.
İkisi de SAP Commerce üzerinde ürün satmaktadır.
İkisi de sipariş yönetmektedir.
İkisi de ERP sistemleriyle entegre çalışmaktadır.
Ancak günün sonunda harcadıkları emek tamamen farklıdır. Bir ekip altyapıyı yönetmeye daha fazla zaman ayırırken, diğer ekip aynı zamanı müşteri deneyimini geliştirmek için kullanmaktadır. Bu nedenle On-Premise ile Cloud arasındaki seçim yalnızca teknik bir karar olarak değerlendirilmemelidir. Kararın şirket kültürü, BT organizasyonu ve uzun vadeli büyüme hedefleriyle doğrudan ilişkisi vardır.
Peki bu durumda SAP Commerce her şirket için doğru çözüm müdür?
Aslında hayır.
Tek bir ülkede faaliyet gösteren, birkaç yüz ürün satan ve sınırlı entegrasyon ihtiyacı bulunan bir işletme için SAP Commerce gereğinden büyük bir yatırım olabilir. Daha hafif çözümler hem maliyet hem de yönetim açısından çok daha uygun sonuçlar verebilir.
Buna karşılık ürün kataloğunuz sürekli büyüyor, farklı ülkelerde faaliyet gösteriyor, hem B2B hem B2C süreçlerini aynı platform üzerinde yönetmek istiyor, ERP sisteminizi ticaret operasyonunun merkezine yerleştiriyor ve dijital kanalları şirketinizin ana gelir kaynaklarından biri olarak görüyorsanız, ihtiyaç duyduğunuz şey artık yalnızca bir e-ticaret sitesi değildir.
Böyle projelerde asıl soru "SAP Commerce kullanmalı mıyız?" olmaktan çıkar.
Yerini çok daha önemli bir soruya bırakır:
"Bugün kullandığımız yapı, şirketimizin üç yıl sonraki hâlini taşıyabilecek mi?"